Evlilik birliğinin devamında asıl olan, eşlerin önce kendilerine daha sonra birbirlerine karşı duydukları saygıdır. Karşılıklı duyulan bu saygı çerçevesinde, eşlerin evlilik birliği içerisinde yerine getirmeleri gereken bir takım sorumluluk ve yükümlülükleri mevcuttur. Bu bağlamda, üzerine düşen sorumluluklarını herhangi bir sebeple yerine getirmeyen eş boşanmada kusurlu kabul edilebilecektir.
Nitekim evlilik kurumuna alkol bağımlılığı nedeniyle ile zarar veren ve evlilik birliğini sürdürülemez hale getiren taraf bakımından diğer eş bu sebeplere dayanarak boşanma davası açabilecektir. Yargıtay’ın yerleşik içtihatları doğrultusunda alkol bağımlılığı “evlilik birliğinin temelden sarsılması nedeniyle” boşanmaya konu davranış olarak kabul edilmiştir. Burada dikkat edilmesi arz eden husus alkol tüketiminden ziyade; kişinin bir hayat tarzı olarak alkolü bağımlılık seviyesine getirmiş halk arasındaki tabiriyle “alkolik” olmuş olmasıdır. Zira alkol bağımlılığı kişinin beden ve ruh sağlığını derinden etkilemekte ve çoğu zaman onunla yaşayan eşin evlilik birliğini sürdürebilmesini imkansız hale getirmektedir. Kaldı ki alkol kişinin psikolojik ve fiziksel sağlığını son derece kötü etkilediği gibi bu bağımlılık aile ekonomisine de büyük bir darbe vurmaktadır. Genel anlamda alkolik eşin çoğu zaman boşanmada tam kusurlu ya da diğer eşe göre daha fazla kusurlu olması nedeniyle alkolik eş aleyhine maddi ve manevi tazminata da hükmedilmesi gündeme gelebilecektir.
Hukuk Genel Kurulu 2010/2-259 E., 2010/329 K.
“Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastaneleri Psikiyatri Anabilim Dalı Başkanlığının 29.08.2005 tarihli yazısı, 29.08.2005 ve 21.11.2005 tarihli müşahede raporlarından ve davacı tanık beyanlarından; davacının, 07.04.2006 evi terk tarihinden önce davalı eşini alkol tedavisi için iki kez doktora götürdüğü, davacının bu gayret ve desteklerine rağmen davalı kocanın alkol alışkanlığını bırakmadığı ve sorumsuz davranışlarına devam ederek, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olan ve tazminat gerektiren olaylarda tam kusurlu olduğu anlaşılmıştır.”
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2016/19210 E. , 2018/1488 K.
“Yapılan soruşturma ve toplanan delillerden davalı erkeğin eşine yönelik sürekli fiziksel şiddet uyguladığı, eşine ve ailesine hakaret ettiği, alkol bağımlısı olup, alkol aldığında ev eşyalarınada zarar verdiği ve birlik görevlerini yerine getirmediği anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkân vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davacı dava açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, boşanmaya karar verilecek yerde, yetersiz gerekçe ile davanın reddi doğru bulunmamıştır.”
Boşanma davasında alkol bağımlılığının ispatı hastane raporları, tedavi kayıtları, tanık ifadeleri ve diğer belgeler aracılığıyla sağlanabilir. Ancak önemle belirtilmelidir ki tüm bu süreç içerisinde alkol bağımlılığının evliliğe verdiği zararın açıkça gösterilmesi ve bu durumun sürekliliğinin kanıtlanması arz etmektedir.